• bakire değil diye sevgiliden ayrılan erkek

    .
    Büyük ihtimalle yarın ben olacağım bu...

    ne kadar çabalasam da olmuyor. Bir türlü kabul edemiyorum bu durumu.

    27 yaşındayım ve şimdiye kadar hiçbir sevgilim ve de ilişkim hatta flörtüm bile olmadı. lise zamanındaki o saçma sapan platoniği saymazsak aşık da olmadım.

    bir şekilde düzenli iş ve gelir, ev-araba filan da olunca birinin tavsiyesi ile biriyle görüşmeye başladım.

    önceleri mantık düzleminde başlasa da, görüştükçe birbirimizi daha da çok sevmeye başladık. belki de o kendine aşık etti, bilmiyorum.. hem temiz ve saf, hem de eğlenceli, pozitif, fıkır fıkır bi kişiliği var.

    ailesiyle de tanıştım. tam bi köylü kızı. ama ünv için şehre gidince tanımış hayatı ve insanları. aşık olmuş, sevmiş ve sevişmiş, flörtleşmiş çok doğal olarak. yıpranmış da tabii.

    bu kız hayatında hiçbir şey şey yaşamamış, doğru düzgün sevip sevilmemiş olan bana aşık olduğunu söylüyor. aslında ben de seviyorum. önceleri ilk defa hayatımda biri bana ilgi gösterdiği için kalbimdeki boşluktan ötürü ilgi gösteriyordum ama zamanla onu gerçekten sevdiğimi, beni sevişini de çok sevdiğimden ötürü ona kapıldığımı fark ettim. gerçekten iyi bir ikili olduk, birçok kişinin söylediğine ve biz de görüyoruzki çok yakışıyoruz. tamamlıyoruz birbirimizi. kızla bir yuva kurmak istiyorum.

    lakin gelgelelim, kızın uzun bir ilişkisi olmuş ve evleneceği umuduyla bekaretini vermiş. flörtleri olmuş, bunlar elbette çok normal.

    şimdi kız 24 yaşında ve birlikte evlilik planları yapmaya başlamıştık. istediği ve evlenmek istediği erkek profilinin ben olduğunu söylüyor. ne yalan söyleyim, ben de onun gibi biriyle evlenmek istiyorum. Yani hayallerimin kadınını buldum diyebilirim.

    ancak kızın ‘geçmişini takmamayı’ bir türlü başaramıyorum. bazı düşünceler gerçekten elimde değil. ben kimsenin bekaretini almadım, hatta hiç sevgilim olmadı, hiç incinmedim ve incitmedim. kendi halinde yaşayıp gittim işte.

    dokunduğum bedene başkaları da dokundu. o dudaklara kimlerin dudağı değdi. birisi bana ait olan bir şeyi çaldı ve gitti zamanında.

    ne kadar kötü hissettiğimi anlatamam. ben de benzer şeyler yaşamış olsaydım muhtemelen takmazdım bu kadar ama insanın zoruna gidiyor işte. madem sevip seviliyorsun yaşa işte diyorum içimden ama olmuyor.

    Çok üzgünüm d. Seni hep seveceğim.
    43 -26 ... que sera sera
  • trendyol

    .
    imdi arkadaşlar esasında trendyol ve benzeri mecralarda 3-5 kuruş indirim için debelenip durmanıza gerek yok. basitçe gözünüze kestirdiğiniz ürünü listeleyen satıcının bilgilerine ulaşıyorsunuz. tel veya whatsapp yoluyla iletişime geçip direkt satıcının kendisinden alıyorsunuz. kurumsal firmalar dışındakiler çok yüksek oranda pazarlığa açık oluyor, bir de imalatçıysa yaşadınız. ürüne 400 yazdıysa 250'ye falan kapatabiliyorsunuz. ödemeyi nakit yapmanız lazım tabi.
    3 ... nesgayfe
  • animasyon tavsiyeleri

    .
    Wall-e. izlemeden ölmeyin.
    4 -2 ... serdarsl06
  • bir iskandinav sahiplenelim

    .
    geçen sıhhiye'nin oralarda dolaşıyorum. baktım sarışın bir kızcağız oturmuş ağlıyor. "niye ağlıyorsun yavrum" dedim. "açım aabi, biz iskandinavız. siz türkler gibi zengin değiliz, başımızda bir asrın lideri yok. babam çalgıcı, anca düğün olursa bizim eve yemek girer" dedi. içim acıdı, aldım kendisini mcdonalds'a götürdüm. nasıl sevindi gariban, nasıl saldırdı yemeklere. gözlerinin içi güldü. ölmüşlerimin ruhuna dua etti.
    bir iskandinav sahiplenelim
    5 ... ben de yazdim
  • 10 liralık starbucks masrafına laf eden baba

    .
    baba asgari ücretle çalışıyorsa etmesi normaldir. baba ucu ucuna ay sonunu getirip, insani ihtiyaçlarından bile vazgeçmişken sturbucks' tan çıkmamak düşüncesizliktir. gençlerin çoğu bunu yapıyor. ailelerine hiç acımıyorlar. yardımcı olacakları yerde hiç bir zevklerinden feragat etmiyorlar.

    bugünde çok sıkıcıyım çok şükür .*
    6 -1 ... nadia nadia
  • yeni doğan bebek

    .
    yeni doğan bebek
    3 ... manganapolii
  • boynunu kütlettikten sonra felç olan adam

    .
    bu adamın hikayesini okuduktan sonra aklıma ortaokulda yaşadığım saçma sapan bir olay geldi.

    sınıfta katıksız bir orospu çocuğu vardı, adı orhan. bu orhan ve saz arkadaşları sürekli birbirlerini pandikler, parmaklar, gavura vurur gibi dan dun birbirilerine vurur, abuk sabuk el şakaları yaparlardı. yalnız orhan denilen ölü balık gözlü pezevengin bir saplantısı vardı. sırasında oturmuş bir şeylerle meşgul olanlara arkadan splinter cell gibi sinsice yaklaşır ve boyun kırma hareketini yapardı, evet yanlış duymadınız. hani filmlerde esas oğlan iki eliyle tutar çat diye boynunu kırardı ya kötü adamın, işte o hareket. ben açıkçası her şahit olmamda kahkaha atıyordum yalan yok, itoğlu dozunu nasıl ayarlıyorsa kimse ölmüyor veya sakat kalmıyordu. bana da amı götü dağıtan mağdurların bakışları komik geliyordu, neysa.

    bir gün bir ödevi yetiştirmeye çalışıyorum. birden bire gözlerimde çakılan şimşekler ve akabinde boynumdan gelen çatırdama sesiyle irkildim. gözlerin seğirmesi ve kulakta derinlerden gelen bir uğuldama eşliğinde birkaç saniyeliğine geçirdiğim beyin amcıklanması sonrasında orhanlandığımı anlamam çok geç olmadı. tabi sen misin siken ben miyim siken? nesgayfe ile başa çıkılır mı? ha ha ha. baktım şerefsiz katıla katıla gülüyor. önce gözlerimin akı görünecek şekilde devirdim, sonra da sıraya yığıldım mı? kaskatı kesildim öylece. bir anda çarşı karıştı. görseniz orhan ibnesi nasıl çenliyor oğlum bokunu yiyim uyan lan, allah rızası için yalvarırım uyan diye. uyanmıyorum tabi, iyice sürtecem ya piçin burnunu. 2 dakika kadar öyle hareketsiz kaldım, baktım orhan anıra anıra ağlıyor, kızlar zaten çığlık çığlığa. baktım ambulans çağırıyorlar zaaaaaaxdxdxd diyerek bi kaldırdım kafamı. orhan piçini görseniz gözlerinde yaşlar, suratı pancar gibi öylece kalakaldı, bütün sınıf bunu almış arasına, anıra anıra gülüyor.

    her ne kadar bu felç olayının fragmanını izlemiş olsam da, sayemde yılın taşak oğlanı olmuştu orhan.

    (bkz: bu da böyle bir anımdır)
    3 -1 ... nesgayfe
  • ezel

    .
    “Sen Eyşan'ın sana niye ihanet ettiğini merak etmiyorsun, sen Eyşan sana öyle haklı sebep göstersin ki Eyşan'ı affet istiyorsun.”
    10 ... essy
  • götüne roket bağlayan adam

    .
    ne yazık ki uçamamıştır.
    https://video.uludagsozluk.com/v/götüne-roket-bağlayan-adam-178770/

    8 -1 ... james earl cash
  • kedileri serbest bırakan kedi

    .
    Sıvı diyoruz psikolojik deli diyoruz ama seviyoruz da kerataları

    kedileri serbest bırakan kedi
    5 ... manganapolii
  • rtük ün yalamalı dondurma reklamlarına sansürü

    .
    rtük ün yalamalı dondurma reklamlarına sansürü
    4 -1 ... corum valisi
  • atatürk ün cenazesi için kendini feda eden alman

    .
    nazi baskı ve zulmünden kaçıp türkiye'ye sığınan, cumhuriyet dönemi türk mimarisinin gelişimine katkıda bulunan bruno taut adlı alman mimardır.

    10 kasım 1938'de atatürk vefat edince, bruno taut'tan, atatürk için tertiplenecek cenaze töreni için ulu önder'in tabutunun konulacağı bir katafalk ve törenler için bir tak hazırlaması istenir.

    bruno taut "bu benim için bir onurdur" diyerek vazifeyi kabul eder.
    katafalk ve görkemli bir tak hazırlar, bunu da 36 saat içinde gerçekleştirir.

    ulu önder'in cenaze merasimi işte bu bruno taut tarafından hazırlanan takın önünde gerçekleşir.
    atatürk ün cenazesi için kendini feda eden alman
    atatürk ün cenazesi için kendini feda eden alman

    yaptığı tak ve katafalk için kendisine 1000 lira verilir.
    lakin bruno taut verilen parayı kabul etmez. sadece bir teşekkür yazısı verilmesini ister.
    kendisine teşekkür beratı verilir. bu bruno taut tarafından "şimdiye dek aldığım en onurlu en büyük ödül" diye tanımlanır.

    ne var ki, bruno taut yıllardan beridir astım hastasıdır.
    atatürk'ün cenaze merasimi için 36 saat boyunca aralıksız çalışmış, yorgun düşmüştür, ayrıca üşüterek zatürreye yakalanmıştır.
    durumu fenalaşan bruno taut ulu önder'in cenaze merasiminden yaklaşık 1 ay sonra hayata gözlerini yumar.

    çok arzulamasına rağmen türk vatandaşı olamamıştır, pasaportuna "haymatlos" (vatansız) damgası vardır.
    ama türkiye cumhuriyeti kendisine bir ayrıcalık tanır.
    vefat eden bruno taut, istanbul'daki edirnekapı şehitliğine defnedilir.

    kendisi edirnekapı şehitliğinde defnedilen ilk ve tek gayrimüslimdir.

    ruhu şad olsun...

    bruno taut;
    atatürk ün cenazesi için kendini feda eden alman

    #10Kasım
    #Tarih
    52 -8 ... tengir budun
  • yaran twitter iletileri

    .
    yaran twitter iletileri
    16 ... manganapolii
  • ciddi ciddi ayın ikiye bölündüğüne inanmak

    .
    Yahu inandığınız kuran defalarca sormuyor mu size "hiç aklınızı kullanmaz mısınız" diye? Böylesine büyük bi mucize gerçek olsa niye yazmasın orda. Hz muhammed'in tek mucizesi kurandır. Normalde bunun yetmesi lazım ne diye mucize icat ettilerse. Hadis sandığımız çoğu şey uydurmadır hz Muhammed öldükten 2 yüz yıl sonra yazılmışlardır.

    Her peygamberin döneminin şartlarına göre mucizeleri var. Hz musa zamanında sihir sanatı zirvedeydi denizi ikiye ayırdı sopa yı yılana cevirdi sihirbazlar aciklayamadı durumu. hz isa döneminde tıp bilimi çok ilerideydi mucizeleri hastaları iyilestirmek ölüyü diriltmekti tıbbın açıklayamadığı seylerdi yani. Hz muhammed döneminde arabistan şiir sanatının zirvede oldugu biyerdi kuranda ki müthiş siirsellik ve uyum hiçbir şairin taklit edemeyeceği seviyedeydi sadece okunuşunu duyup müslüman oluyordu insanlar. Son olarak;

    Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler Allah katındadır. Bana gelince, ben açıkça uyaran biriyim. Hepsi bu. ”
    Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

    Ankebut suresi 50-51

    Küfre sapmış olanlar şöyle derler: “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” Sen sadece bir uyarıcısın ve her topluluk için doğruyu ve iyiyi gösteren bir önder vardır.

    Rad suresi 7

    Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.

    En`am 35

    Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi toplumun peygamberimizden mucize istemeleri üzerine Allah, peygamberimizin bir resul olup sadece uyarıcı olduğunu, O'nun mucize getirmeye gücünün yetmediğini, Kuran'ın mucize için yeterli olduğunu bildirmektedir. Bu ayetler gibi diğer bütün ayetlere baktığımızda peygamberimize Kuran dışında bir tek bile mucize verilmediğini göreceğiz. isra 59. ayet bu konuyu tek cümlede özetlemektedir:

    Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir.

    isra suresi 59

    Edit:allahın tabiki buna gücü yeter istese bu mucizeyi hz muhammed aracılığıyla gosterirdi ama böyle bir durum yasanmadı ama gelecekte kıyamette yasanacak niye kabul etmiyorsunuz daha ne diyelim.
    https://youtu.be/FLGlIZ7tvLU
    1 -2 ... zenosyne
  • fatihte 4 kardeşin toplu intihar etmesi

    .
    Bu kardeşlerin ölmesinden Oya bilmemne isimli bir ablaları sorumlu. cinayet işlemiş ve öldürmüş ailesini fakat bu sadece buzdağının görünen Kısmı. Kadın ömrünün son demlerine kadar 3 ruh hastasına bakmış ve bıkmış haliyle. Biraz daha derine inersek dipteki zehire ulaşıyoruz. Nedir o zehir? Aile. Çürük, bozuk, çöplük, boktan aile yapısı. Anneleri babanın olmamasından faydalanıp durumu suistimal ederek kızlarını itip kakarken oğullarını eteğinin altına toplamış. Erkek evde sünepe, özgüvensiz, ezik bir kalıpta iken ablalar babalarının misyonunu devralmış. Yani psikopat anaları hepsinin hayatını sikmiş. Boşuna demiyoruz size zarar vereni en yakınınız dahi olsa uzaklaştırın diye. En yakın zehir bozuk psikolojiye sahip ebeveynlerdir. Çocuk yıllarca o karbonmonoksiti koklamaktan heba olur ve yetişkinliğinde de harcanır gider. Hayat...
    6 ... serrano
  • izlandalılar türkleri neden sevmez

    .
    Enteresan bir hikayesi var bu meselenin.

    --spoiler--
    izlandalılar TÜRKLERi NEDEN SEVMEZ?

    16 temmuz, Türkiye’de birkaç kişinin ancak bildiği/duyduğu, izlanda’nın Osmanlı denizcileri tarafından yağmalanma hadisesinin tarihi.
    iskandinav dilinde “Tyrkjaránið” olarak bilinen hadisenin ingilizce karşılığı “Turkish raids”, Türkçesi ise “Türk istilası”.

    Kendi kaynaklarımızda “izlanda seferi” olarak geçen hadisenin hikayesi şu şekilde;

    16. Yüzyıldan itibaren Akdeniz'de Osmanlı/Türk sancağı çekerek yağma eylemlerine katılan çok sayıda korsan gemisi bulunmaktadır.

    Bu gemiler Osmanlı sancağı çekmelerine rağmen köken olarak Türklerden değil, çoğunlukla Kuzey Afrikalı denizci kabile mensuplarından oluşmaktadır. Korsanlar, yağma yaparken kendileri için bir güvence teşkil ettiği için Osmanlı sancağı çekerken, Osmanlı idaresi de kendi nam ve hesabına yağma yapan korsanlardan yüklü miktarda vergi almaktadır. Zamanla bir Türk gölü haline gelen Akdeniz'de neredeyse yağmalanmayan gemi ve liman kenti bırakmayan Kuzey Afrika asıllı korsanlar, bir süre sonra Akdeniz'e sığmaz hale gelirler.

    Bunun neticesinde de Cebelitarık Boğazı'ndan geçerek Atlantik Okyanusu'na açılmaya ve Avrupa'nın okyanus kıyısındaki el değmemiş sahil kentlerine göz dikmeye başlarlar.

    Hollanda sahillerinin topa tutulduğu sırada Jan Janszoon isimli Hollandalı bir korsan, Osmanlı’nın denizlerdeki heybetinden etkilenerek Osmanlı gemilerinde Türklerle ve Kuzey Afrikalılarla birlikte çalışmak istediğini bildirir.

    Osmanlı sancağı altında kılıç sallamak için Müslüman olmak gerektiği bilgisi kendisine verildikten sonra anında islam dinine geçen Jan Janszoon, "Küçük Murat Reis" ismini alarak Osmanlı donanmasında rütbeli bir denizci oluverir.

    Yıllar önce Hollanda ile ispanya arasında yapılan 8 yıl savaşlarında ispanyollara kan kusturan bu kişi, Hollanda'nın savaşı kaybetmesinin ardından karada yaşamaya ve kendisini atıl hissetmeye başlar.

    Boy göstereceği bir donanmayı sonunda bulan Hollanda asıllı korsan, kısa bir süre sonra kendisine tahsis edilen kadırga ve toplarla yağmalayacağı yeni liman ve gemiler aramaya koyulur.

    1620'li yılllarda küçük Murat Reis komutasındaki dev kadırgalar iskandinav ülkeleri üzerine bir sefer başlatır. Danimarka ve isveç'in liman kentlerine yaklaşmaya çalışan Murat Reis, kökeni Vikinglere dayanan ve savaşçı denizcilerden oluşan iskandinavlardan sıkı bir mukavemet görür.

    Kuzey denizlerinde geçen ve yıllar süren seferler sonucu tek bir liman kenti ya da gayrimüslim gemisi yağmalanamaz; bu yüzden hem reiste, hem de tayfada büyük huzursuzluk baş gösterir. Murat Reis'in içinde uzun süre bekleyen ve patlamak için fırsat kollayan bu enerji sonunda kendini savunma gücü bulunmayan, sadece balıkçılıkla geçinen, küçük bir ülke bulur. Bu ülke izlanda’dır.

    Diğer iskandinav kabilelerden farklı olarak buzuldan oluşan bir adada yaşayan izlandalılar, binlerce yıllık tarihlerinde o döneme kadar kimseyle savaşmamışlardır. Çünkü adına Iceland(buz adası) denilen bu toprak parçası için kendilerine meydan okuyan kimse çıkmamıştır.

    Bu yüzden savaşçı yetenekleri gelişmeyen ve sadece balıkçılıkla hayatlarını idame ettiren bir ada ülkesinin Murat Reis'in güçlü kadırgalarına karşı koyması hiçbir şekilde mümkün olmamıştır.

    izlanda'nın güney ve batı kıyılarını istila eden Murat Reis komutasındaki korsanlarımız ilki 1627 yılında gerçekleşen izlanda yağmasında ada halkının tüm değerli eşyalarına ganimet olarak el koyarlar.
    Ayrıca Murat Reis, genç ve sağlıklı olan erkekler ile kadınlardan oluşan yaklaşık 800 ila 1000 kişiyi yanına alarak adadan ayrılır. Sarışın, renkli gözlü, uzun boylu ve iri kemikli kızlar kadın pazarlarında, güçlü ve iri yapılı erkekler ise köle pazarlarında çok büyük talep görür.

    Bu yüzden yakın bir tarihte izlanda'ya ikinci bir sefer düzenlenir. Bu kez daha fazla insan taşıyabilmek için daha büyük kadırgalarla yola çıkan Murat Reis, ikinci izlanda seferinde 2000 genç kadın ve erkeği yanına alarak önce Cezayir'e, ardından da istanbul'a doğru yola koyulur.

    O dönem nüfusu 60.000 civarında olan izlanda, sadece iki seferde genç ve üretken nüfusunun büyük bölümünü, değer ifade eden milli servetinin de tamamını kaybeder. Bunun üzerine savaş eğitimi alan genç izlandalılar önce silah kullanmayı, ardından da kendilerini savunmayı öğrenirler
    izlanda tarihi, "Tyrkjaránið" olarak bilinen ve büyük bir yıkımı ifade eden Türk seferleri sonucu adeta yeniden yazılır. 17. Yüzyılın ortalarında çıkarılan bir yasayla ülkede Türk öldürmek meşru bir eylem olarak kabul edilir ve Türk öldürenlere hiçbir ceza verilmeyeceği duyurulur.

    Bu yasa yaklaşık 350 yıl boyunca yürürlükte kaldıktan sonra, 1990’larda başkent Reykjavik'te Türk milli hentbol takımı ile izlanda arasında oynanacak Dünya Kupası eleme maçı öncesi fark edilerek apar topar ilga edilir.

    izlandalılar için milli bir yas vesilesi olan ve her yıl 16 temmuz günü anılmaya devam edilen bu hadise için yüzyıllar önce bir de halk şarkısı (Tyrkjaránid ) bestelenmiştir.

    https://kocaeliekspres.ne...altislem=detay&id=351
    --spoiler--

    izlandalılar türkleri neden sevmez

    Edit: hellenicperson arkadaşımıza değerli katkılarından dolayı teşekkür ederim.

    https://www.wikizeroo.org...3JUMzJUJDa19NdXJhdF9SZWlz
    14 -1 ... gazeloglu
  • veznedeki dayı

    .
    Gün geçmiyor ki sorun yasamayalım

    veznedeki dayı
    4 ... manganapolii
  • anlamsız fotolar

    .
    anlamsız fotolar
    4 ... manganapolii
  • varikosel ağrısı

    .
    Hastaligi ortaya cikaran en belirgin belirtilerden biridir agri.

    Genelde sinsi bir hastalik olarak gecer, kisirlik sikayeti olanlarin da bir kisminda bu hastaligin oldugu tespit edilir.
    3 ... kara erik habbesi
  • peluş ayının intihar etmesi

    .
    Bu sabah uyandığımda gördüğüm beni gözyaşlarına boğan olay. Asmış kendini hem de boynundaki süsle, bu acıya dayanbilir miyim bilmiyorum neyse size mutlu olduğumuz günlerden bir fotoğraf bırakayim

    peluş ayının intihar etmesi

    Bakın bu da kendini astıktan sonra ki fotoğrafı. Cenaze cuma günü öğleden sonra şerefiye camiden kaldırılacaktır mevlütümüz yemeklidir.

    peluş ayının intihar etmesi
    7 -8 ... omen tanrem